Yazı Detayı
21 Aralık 2020 - Pazartesi 01:07 Bu yazı 482 kez okundu
 
Kendini Feda Etmenin Destanı Sarıkamış’tan Bir Yaprak.
Temel VURAL
 
 
Kendini Feda Etmenin Destanı Sarıkamış’tan Bir Yaprak
Takvimler 22-24 Aralık 1914'ü gösterirken yapılan Sarıkamış Harekâtı ve sonrasında yaşanalar yakın tarihimizin en hüzünlü sayfalarındandır. 125 bine yakın vatan evladı, kışta kıyamette paltosuz, postalsız, yırtık çarıklarla, yazlık elbiselerle cehennemi tipinin ortasında, düşmandan önce amansız kış şartlarına karşı mücadele etmiş, geçit vermez dağlar 90 bin şehide mezar olmuştur.
Bazı tarihçilerimiz şehit sayısının 90 binden daha az olduğunu söyleseler de sayının 50 ya da 60 bin olması orada hayatlarının baharında dünyaya veda eden binlerce vatan evladının bu dünyayı dramatik bir biçimde terk ettikleri ve vatan için kendilerini feda ettikleri gerçeğini değiştirmez. İster strateji hatası, ister basireti bağlanan bir komutanın kazanma ve kahraman olma hırsı, ister çetin kış şartları veya başka şeyler denilsin. Sebep ne olursa olsun Allahuekber Dağları'nda bir tarih yatıyor ve biz orada yatan şehitlerin torunları olarak bu tüyler ürpertici tarihi hakikati bütün canlılığı ile iliklerimize kadar hmek durumundayız. Çünkü biliyoruz ki tarih milletlerin hafızasıdır. Hafızasını kaybetmiş bir topluluğun millet olarak varlığını ilelebet sürdürmesi mümkün değildir. İşte bu sebeple, Sarıkamış'ta yaşanan felaketin 106.yıldönümünde hafızalarımızı tazelemek ve yakın tarihe kısa bir yolculuk yapmak üzere sizlere Sarıkamış'tan bir yaprak sunmak istiyorum.
Allahu Ekber ve Sarıkamış Dağları'nda yaşanmış, içimizi burkan yüzlerce hikâyeden biri. “Oltu Havzası Halk Kültürü” üzerine araştırmalar yaparken Temmuz 2009’da Şenkaya ilçemizde Tahsin Çiftçi (Eyüboğlu) adlı bir büyüğümüzü dinledim. Tahsin Eyüboğlu’nun Sarıkamış Harekâtında yaşananlarla ilgili anlattıklarına kulak verelim:
Abide Misali Bir Sarıkamış Gazisi
Sarıkamış ve Allahu Ekber Dağlarında yaşanalar bundan 30-40 sene önce ilgimi çekmeye başladı. 70’li yıllarda Sivas'ta bölge şefi olarak görev yapıyordum. Kangal kazasının, Alacahan nahiyesinin Arpalı köyünde, Allahu Ekber Harekâtına katılan ve binlerce askerin donduğu bu harekâttan kurtulan Mustafa Çavuş adlı bir savaş gazisinin yaşadığını öğrendim. Gazinin köyüne gittim. Evinde misafir oldum. Mustafa Çavuş 105 yaşında. İlerlemiş yaşına rağmen abide gibi bir adam. Sohbet ettik, hatıralarını dinledim...
Mustafa Çavuş, yıllarca askerlik yapmış. Yemen’de bulunmuş. Binlerce vatan evladı gibi o cephe senin, bu cephe benim pek çok yerde savaşa katılmış. Cephelerde pişmiş, kan ve barutla yoğrulmuş âdeta. Ömrünün en güzel çağlarını top ve tüfek sesleri arasında, barut kokularını teneffüs ederek geçirmiş olan Mustafa Çavuş'un yolu 1914 yılının kavurucu soğuklarında Sarıkamış Dağları'na düşmüş.
Sarıkamış Dağlarında Donmuş Bedenler…
Sarıkamış’la ilgili anlattıklarından, Mustafa Çavuş’un birliğinin Allahu Ekber Dağları'na Ersinek (Ormanlı) yolundan değil, Bardız yolundan gitmiş olduğu anlaşılıyor. Bardız yolundan, Soğanlı'dan dönmüşler. Mustafa Çavuş diyor ki:
"Bir dereye girdik. (Bahsettiği dere muhtemelen Handere) Bir dere çıktı önümüze. Dereyi aştık öbür tarafa. Ben yüklü top taburu manga çavuşuydum. Derenin karşı tarafında topları kurduk. Ancak, daha sonra bizi oradan aldılar. O gece bir dağ elifinden, Allahu Ekber Dağı'nın eteklerine kadar götürdüler. Soğanlı Dağı'ndan geçtik. Verişan diye bir köyün üst tarafından Allahu Ekber'e yöneldik. Biz dağın tepesine doğru ilerlerken o sırada doğu tarafından nefeslerimizi kesen, kulaklarımızı sağır eden bir tipi oldu. Sanki karları üzerimize kürekle atıyorlardı. Ne ön tarafta, ne arka tarafta, ne sağımızda ne de solumuzda olup bitenleri görüp anlamamız mümkün değildi. Artık bir adım dahi ilerlememizin imkânı yoktu. Ne bir şey görebiliyor ne de doğru dürüst nefes alabiliyorduk. Fırtına ve kavurucu soğuk hiç aman vermiyordu. Boğulmak, donmak an meselesiydi…Baktık bu arada fırtınadan boğulacağız, silah ve mühimmat yüklü sekiz katırı etrafımıza duvar yaptık ve çadırları da katırların üstüne çektik onun altına girip siper olduk. Birbirimize sarıldık, fırtınanın korkunç uğultusunu dinleye dinleye sabahı beklemeye başladık. Hayatımın en uzun kışını ve gecesini belki de orada yaşadım. Ne fırtına diniyor, ne de sabah oluyordu. Uykuya teslim olmamak için çok direndim. Arkadaşlarımı da uyutmamaya çalışıyordum. Çünkü burada, insanın nefesini donduran bu soğukta uyumak, bir daha ebediyen uyanmamaktı. Ancak, arkadaşlarımı uyutmama gayretim sonuç vermiyor, kader arkadaşlarımın sesleri birer birer duyulmaz oluyordu.“Fırtınanın kulaklarımızı sağır eden dehşetli gürültüsü içinde ne kadar zaman geçti bilmiyorum. Açlık, yorgunluk, uykusuzluk... Artık takatim kalmamıştı. Bir ara kendimden geçip ben de dalmışım. Uyandığımda akşamki kıyametin yerini derin, ürkütücü bir sessizlik almıştı. Ses verdim, lakin çadırın altına birlikte sığındığımız manga arkadaşlarımda da bir ses ve hareket yoktu. Arkadaşlarıma isimleriyle tek tek seslendiysem de sesime ses veren olmadı. Sadece zayıf, zor duyulan bir inilti geldi kulağıma.”
Katırlar da Donmuştu!
“Önce, dışarıda ne olup bittiğini anlamak için yanımdaki portatif kürek ve kazmayla yattığım yerin önündeki karları açtım. Dışarı çıktım ki ne tipi var ne de kar yağışı. Güneşli bir hava ve bu berrak gökyüzünün altında göz alabildiğine bembeyaz kar örtüsünden başka bir şey görünmüyor. Bu sırada fark ettim. Bizim katırların 7 tanesi donmuş, bir siyah katır kalmış. Arkadaşlarımdan da Isparta'nın Gelendost köyünden, Abidin Onbaşı diye bir arkadaşım hayatta. Bir de o kalmış. Mangamın diğer askerleri de donmuş, hepsi de ruhlarını teslim etmiş, şahadet şerbetini içmişler. Abidin'i çıkardım oradan. Sağ kalan katırı da çıkardım. Arkadaşıma dedim ki:
-Abidin, ordu gitti, Sarıkamış'ı kuşattı, biz burada kaldık. Bizi Divan-ı Harbe verdiler. Böyle düşünüyordum. Çünkü etrafta Abidin Onbaşı, ben ve siyah katırımızdan başka hareket eden tek bir nesne görünmüyordu. Orduya ait en küçük bir iz bile yoktu. Durumu bu şekilde görünce, haliyle buralarda bizden başka kimsenin kalmadığını düşündüm. Koskoca bir ordunun fırtınadan boğulduğunu, karlar altında kaldığını cansız yattığını, bu dağı taşı kuşatmış beyaz örtünün binlerce askerimizi yuttuğunu nerden bilebilirdim!...”
“Abidin'e dedim ki: "Bizi divan-ı harbe verirler. Sen gel bu katıra bin, biz vakit kaybetmeden gidip orduyu bulalım. Abidin, zayıf bir çocuktu, çelimsizdi. Ama Allah'ın hikmeti!.. O gece arkadaşlarımdan sabaha sadece o sağ çıkabilmişti. Gidecektik ama nereye gideceğimizi de bilmiyordum. Bir akarsu buldum, katırı yedeğime aldım. Akarsuyu takip ede ede akşama doğru bir köye yaklaştık. Sonradan bu köyün adının Kürkçü olduğunu öğrendim. Bir köye yaklaştığımızı köpek seslerinden anladım. Tam köye yaklaşmıştık ki Abidin Onbaşı da katırdan düştü orada şehit oldu. Meğer soğuğa daha fazla dayanamamış hayvanın sırtında donmuş. Abidin Onbaşıyı getirdim orda bir harmanın kenarına koydum. Daha sonra ilk rastladığım kapıyı açtım, bir hayvan ahırı. Oraya girdim katırla beraber. Abidin kaldı, harmanda. Ahıra girdiğimi hatırlıyorum, bayılmışım. Şiddetli soğuktan, sıcağa girince bayılmışım. Sabaha yakın ahırın sahibi beni buldu. Biraz kendime gelince durumu anlattım. Onların savaştan, Sarıkamış'tan hiç haberleri yok. Bana dediler ki:" Burada bir Bardız nahiyesi var. Orda askeri birlik var. Beni bir ata bindirdi Bardız nahiyesine götürdüler. Bardız'da öğrendim ki bizim ordu donmuş. Ordumuz o her yanı kuşatmış olan karların altında, dağ başlarında donup kalmış!.
(Temel Vural)
 
 
 
 
 
 
 
38TC Selahattin Altaş, Muzaffer Taşyürek ve 36 diğer kişi
10 Yorum
1 Paylaşım
 
 
Etiketler: Kendini, Feda, Etmenin, Destanı, Sarıkamış’tan, Bir, Yaprak.,
Yorumlar
Diğer Yazılar
Ulusal Gazeteler
Bizim Gazete
Anketler
Yeni haber sitemizi nasıl buldunuz ?
Anketler
Sitemizin çalışmalarını nasıl buldunuz ?
Anketler
Şenkaya Mahalle Muhtarları ile Sorunları Söyleşiyi Nasıl Buluyorsunuz?
Süper Lig
Takımlar
P
Av
M
B
G
O
1
Trabzonspor
13
11
0
1
4
5
2
Beşiktaş
13
10
0
1
4
5
3
Konyaspor
11
7
0
2
3
5
4
Hatayspor
10
11
1
1
3
5
5
Fatih Karagümrük
10
11
1
1
3
5
6
Fenerbahçe
10
6
1
1
3
5
7
Altay
9
10
2
0
3
5
8
Alanyaspor
9
4
2
0
3
5
9
Galatasaray
8
8
1
2
2
5
10
Kayserispor
7
5
2
1
2
5
11
Yeni Malatyaspor
6
7
3
0
2
5
12
Göztepe
5
6
2
2
1
5
13
Gaziantep FK
5
5
2
2
1
5
14
Kasımpaşa
5
5
2
2
1
5
15
Adana Demirspor
5
5
2
2
1
5
16
Antalyaspor
4
6
3
1
1
5
17
Sivasspor
3
5
2
3
0
5
18
Başakşehir FK
3
4
4
0
1
5
19
Çaykur Rizespor
1
3
4
1
0
5
20
Giresunspor
1
0
4
1
0
5
Nöbetçi Eczane


Nöbetçi eczanlerle ilgili detaylı bilgi için lütfen tıklayın.

Arşiv
Modül 1

Bu modül kullanıcı tarafından yönetilir, ister kod girilir ister iframe ile içerik çekilir. Toplamda kullanıcı 5 modül ekleme hakkına sahiptir, bu modül dahil tüm sağdaki modüller manuel olarak sıralanabilir.

Haber Yazılımı