|
|||||||||||||||||||||||||||||
|
|
|
|
|||||||||||||||||||||||||||
|
› Dadaşlar Keçiören'de Buluştu...
› Şenkayalılara Merhaba...
› İlk Teravih Ve Sahur Bu Akşam
› PROF. DR. ZEKERİYA ALTUNER REKTÖRLÜĞE ADAY
› Erzurum Vali Yardımcı Ve Kaymakamların Yeri Değiş
› Af ve merhabet gecesi Mübarek Berat Kandil gecesi
› Miraç Kandiliniz Mübarek Olsun...
› Gülveren 'de 2000' yakın meyve fidani dikildi....
› ESAV Erzurum Yayla Şenliğine Davet
› Şenkaya Çocuk Sesleriyle Şenlenecek
|
|||||||||||||||||||||||||||||
|
|
|||||||||||||||||||||||||||||
|
Manyak Bir Yazı ! Birçok kimsenin aklına estiği gibi konuşup yazdığı ve kendince icatlarda bulunduğu bir zamanı yaşıyor Türkçemiz. Bu konuda âdeta hiçbir kural tanımayanların başında ise dil meselesinde en hassas olması gereken sunucu diye tabir olunan bir kısım meslek erbabı geliyor. Doğru dürüst eğitim almamış, hatta ilköğretim seferberliğinden geçmemiş bir kimsenin dahi yapmayacağı bir yanlış, yanlış olduğu kadar da yılışık bir soru şekli sizlerin de dikkatini çekmiştir. Dil dağarcığımızda “sunucu” adıyla boy gösteren bu meslek erbabı bayan ya da erkek, programına aldığı yarışmacıya veya seyirciye soruyor: -Efendim evli miyiz ? Aldığı cevap en az soru kadar sarsıcı: -Evet evliyiz !... Dinleyenler daha bu ilk sorunun ve cevabın şaşkınlığını atmadan yılışık bir soru daha : -Peki çocuğumuz var mı? Sorunun muhatabı, stüdyodaki havaya uygun olarak adeta geviş getirir gibi cevap veriyor: -Eveeeet vaaar. Yahut, daha bir canciğer kuzu sarması samimiyetle : - Şimdilik düşünmüyoruz. Sorular bitmedi. En öldürücü sorulardan biri daha : -Babamız ne iş yapar ? Hoppala!.. Aslında vaziyetin anlam ve önemine uygun olarak bu soruya verilecek en uygun cevap : “Valla bizimki ne iş olsa yapar; iş seçmez ya şu an itibariyle tereyağından kıl çekiyor.” olması icap eder. Çünkü öyle soruya böyle bir cevap daha münasip düşer. Lakin sorunun muhatabı daha samimi bir cevabı tercih eder genellikle. Çünkü programın havasına girilmiştir; sunucuyu üzmek olmaz. Ayrıca bu işin bir de reyting kısmı var… Sorular bu tarzda devam eder. Aynı evin içinde, evli ama her nasılsa evli olduklarından haberdar olmayan iki insan manzarasını çağrıştıran bu sohbet biçimi daha başka gripliklerle devam eder. Başka bir programda ise acar sunucumuz hızını alamaz bir de “Sokaktaki vatandaşın” nabzını tutmak ister: - Eveeeeett !.. Şimdi de sokaktaki vatandaşa mikrofonumuzu uzatıyoruz!... Allahtan sunucumuz lütfetti de mikrofonu uzattı. Ya bir de uzatmasaydı. Ama yine de asıl mevzu o değil… “Sokaktaki vatandaş” da ne demek ? Sokağa düşmüş, kimi kimsesi kalmadığı için sokaklara sığınmış, sokaklara terkedilmiş… Hadi bizim buranın tabiriyle söyleyeyim “düzde kalmış” gibi bir anlam da akla gelmiyor mu? Gerçi, dün birileri için millet “çarıklı erkânı” idi bu gün aynı kafanın mensuplarınca “sokaktaki vatandaş” diye ifade ediliyor olabilir. Aslında çok da yadırgamamak lazım. Lakin benim gönlümden geçen “sokaktaki vatandaş” sözünden daha anlamlı, daha alımlı bir ifade şeklidir ki sayın sunucularımız insanımıza bu güzellikleri layık görürler mi bilmem. Bir de “güzel, çok güzel, fevkalade” anlamlarının tahtına kurulan ve özellikle gençlerimizin baş tacı ettiği bir “manyak” kelimesi var ki evlere şenlik mi desem, içler acısı mı bilemiyorum. “Manyak bir şarkı, manyak bir gol, ya çok manyak bir araba, manyak bir yemek, hatta manyak bir telefon…” Listeyi daha da uzatmak mümkün. Kısacası manyaklar her yerde… Çocuklarımızı ve gençlerimizi dilimize musallat olan bu manyaklıklardan korumaya bakalım. Söylenecek çok şey var ya uzatmayacağım. Kısa kesiyorum. Ama doğruyu söylemek gerekirse “Manyak bir yazı oldu değil mi(!)” temelvural@hotmail.com Temel VURAL-Edebiyat Öğretmeni 2009-09-07 11:38:41 Yazarların Tüm Yazıları
|
|||||||||||||||||||||||||||||
|