» Bugün Ziyaretçi : 13   » Toplam Ziyaretçi : 23929   » Şu An Bağlı IP : 5
Yeni Sayfa 1

Untitled web-page
 
 
Ana Sayfa
Giriş Sayfam Yap
Sık Kullanılanlara Ekle
İletişim

 

  Gündem

 
 

  Siyaset

 
 

  Dünyadan

 
 

  Kültür-Sanat

 
 

  İlanlar

 
 
  Önemli Telefonlar
  Biz Kimiz
  Bakanlıklar
  Dost Siteler  
Gülveren KöyüŞenkaya ve Köyleri sitesiSenkaya'lılar DerneğiBalkaya KöyüKömürlü KöyüGözebaşı KöyüEvbakan KöyüEsenyurt köyüGülveren köyü(4)Söğütler köyü(libi)Dadasiz BizGülveren Köyü (Selahattin ALTAŞ)Gülveren köyü(3)Ardost Sitesi (Ozanlarımız)Erzurumnet.comPenek Köyüİl gazeteleriZekiye ÇOMAKLI SitesiAltuner KardeşlerGazeteleri OkuPertuvan KöyüBeylikdüzü Web TasarımPenek fmCan SenkayalıyımSenkayalıyız BizYaymeşe KöyüŞenkaya Kaymakamlığı

Cevdet VURAL
Ziya ALTAŞ
Zekiye ÇOMAKLI( ERZURUM GİRİŞİMCİ KADINLAR DERNEĞİ
Temel VURAL-Edebiyat Öğretmeni
Selahattin ALTAŞ

 

 

 

Son Dakika Kaymakam Mutlu AKYOL Görevine Başladı...   |   PROF. DR. ZEKERİYA ALTUNER REKTÖRLÜĞE ADAY   |   Şenkaya İlçemizin Kurtuluşu   |   29 Ekim Cumhuriyet Bayramı Şenkaya'da coşku içinde   |   Akşar Köyünde Trafik Kazası   |   Şenkaya Kültür Sanat Şenlikleri   |   Şenkaya Gülveren Köyünde Yangın   |   Şenkayalılar Yaylalara Çıkmaya Başladı...   |   Doğu'da bir ilk. Canlı yayında Köy   |   Senkaya ilçemizin kurtuluşu   |   Şenkaya haber yayında...   |  

Yeni Sayfa 1


-Dadaşlar Keçiören'de...
-Şenkayalılara Merhab...
-ŞENKAYALILARA MERHAB...
-Erzurum: Bir Kentin ...
-Kaymakam Mutlu AKYOL...
-HER ŞEY TEMMUZ VE A...
-İlk Teravih Ve Sahur...
-PROF. DR. ZEKERİYA A...
-PROF. DR. ZEKERİYA A...
-Erzurum Vali Yardımc...
-Af ve merhabet geces...
-Miraç Kandiliniz Müb...
-Gülveren 'de 2000' y...
-ESAV Erzurum Yayla Ş...
-Şenkaya Çocuk Sesler...
-23 Nisan Ulusal Egem...
-Mehmet Vural Beyin Ş...
-Şenkaya İlçemizin Ku...
-KENDİ İŞLEDİĞİ SUÇU ...
-Erzurum'lu İş Adamı ...

-Şenkaya haberleri...
-Yayla Şenliği...
-Şenkaya haber yayın...
-Erzurum’un Şenkaya i...
-Senkaya ilçemizin ku...
-İletişim Kurmak İsti...
-Doğu'da bir ilk. Can...
-PENEK KALESİ...
-Akşar Köyünde Trafik...
-Şenkaya Belediyesi K...
- Sayıştay Başkanımız...
-Esav Başkanı Veysel ...
-Üç Buçuk Asırlık Kav...
-Kırşehir'deki Şenkay...
-Şenkaya Kültür Sanat...
-Erzurum'lu İş Adamı ...
-Taşkın Altuner&İdris...
-Yayla Zamanı ve Şenk...
-SİZ HİÇ GÜLVEREN'İ G...
-Şenkaya Kültür Sanat...

-HER ŞEY TEMMUZ VE A...
-Erzurum’un Şenkaya i...
-Kırşehir'deki Şenkay...
-Yayla Zamanı ve Şenk...
-Doğu'da bir ilk. Can...
-ŞENKAYALILARA MERHAB...
 
News Block
Untitled Document

 

Untitled web-page

Yayla Zamanı ve Şenkaya Yaylarının Özelliği

GÜZEL GÜLVEREN

Mesleğim gereği yurdumuzun aşağı yukarı bütün illerini gezdim. Gümüşhane’de öğrenciyken Gümüşhane yöresini,1969 yılında Kars’ın Aralık ilçesi A.Çiftlik köyünde çalışırken Iğdır’ı, Kars’ı daha sonra sırasıyla Kırşehir ve Nevşehir İllerinde deyken İç Anadolu Bölgesini, Ankara’da okurken Ankara yöresini, askerliğimde Çanakkale-Ezine, Balıkesir, Eskişehir’i, akraba ziyaretleri ve bazı işlerim nedeniyle Bursa ve İzmir’de bulundum.2001 yılından bu yana Antalya’dayım. Neredeyse Antalya’nın gezmediğim, görmediğim kösesi-bucağı kalmadı. Gezip gördüğüm yerlerin doğal güzelliklerini inceleme , resimlerini çekme özelliğim bulunmaktadır.Bakmak ayrı,görmek ayrı derler. Bende gezerken sadece bakmıyor, aynı zamanda görmeye çalışıyorum.Yaklaşık yirmi sene Antalya’da yaşayan bir arkadaşıma hurmadan bahsederken,Antalya'da hurmanın yetişmediğini söylemişti.Buna çok şaşırmıştım.Meğerse arkadaşım her gün yanından geçtiği hurma ağaçlarına yalnızca bakarmış,görmezmiş.Her neyse................................ Gülveren’in bulunduğu Şenkaya İlçesi, Doğu Anadolu ile Doğu Karadeniz bölgesinin geçiş bölümündedir. Bu nedenle kendisine has coğrafyası, iklimi ve bitki örtüsü mevcuttur. Bu coğrafyayı, bu doğayı, bu iklimi ve bitki örtüsünü Dünyanın hiçbir yerinde göremezsiniz. Abarttığım sananlar olabilir, sanırım gidip görmek gerekir. Örneğin Karadeniz bölgesinde bulunan illerin hemen hemen hepsinde aşağı yukarı aynı mevsim hüküm sürer. Marmara, Ege ve Akdeniz bölgelerinin iklimi ve bitki örtüsü de birbirinden çokça farklı değildir. Söz gelimi, zeytin, incir ve turunçgiller bu üç bölgede de yetişir.Senkaya yöresi ne Doğu Karadeniz’e ne de Doğu Anadolu’ya benzer. ................................................... .... Gülveren'in genellikle tortul kayalardan oluşan dağları farklı bir güzelliğe sahiptir. Genellikle çıplak bir dağ, çıplak bir tepe göremezsiniz Kendisine has bitki örtüsü ve sarı çam ormanları bu dağları ve tepeleri gelin gibi süslemiştir. Her dağı, deresi ve tepesinin ayrı bir özelliği ve güzelliği söz konusudur. Dağların her bölümü kendisine has bir bitki örtüsü ve güzellik yaratmıştır. Ormanın bazı seyrelen bölümlerinde, çeşitli söğüt ağaçları, orman kavakları, cinav, kayın, benzeri ağaçlar kendilerine yer bulmuş, mekân tutmuştur. Uçurumlarda kayalıkların arasında çamların seyrek bölümlerinde böğürtlenlikler görürsünüz. Aylardan Ağustos ise şanslısınız. Kısa boyları ile böğürtlen ağaçları üzerindeki meyvelerin ağırlıklarına dayanamayıp toprağa kapanmışlardır. Elinizle dalları kaldırdığınızda kırmızı böğürtlen deposunu görürsünüz. Dilediğiniz kadar yiyin. Korkmayın çok şifalıdır. Size hiç bir zararı dokunmaz. Aylardan Haziran ise, rakımın 1.800 metre olduğu Güney yamaçlarda, ormanın seyrelen ve alan denilen bölümlerinde çaşır bitkisi karşınıza çıkar. Hemen koparın. Toprağın içinde kalan bölümü beyazdır. Bu kısmını hemen oracıkta yiyebilirsiniz. Diğer kısmını ise atmayın. Eve geldiğiniz de pişirirsiniz. Amerika’ya kaçırılan çaşır bitkisi çok şifalıdır. Ormanın biraz sulu bölümlerine daldığınızda, bir bulutun üstünde yürüdüğünüzü sanırsınız. Hafif nemli yosunlar kalın bir sünger tabakası oluşturmuştur. Burada yürümenin apayrı bir zevki vardır. Mayıs aylarında ormanda yürürseniz; Yeni eriyen kar sularının kaynaklardan fışkırdığını, onun biraz ilerisinde çukur bir yerde kar kümesi, hemen yanı başında çiçek bahçesi,incelen kar kümesinin altından fışkıran çimenleri görürsünüz.Yanı başındaki çam ağaçlarından kuşların melodileri sizi bir hayal dünyasına alıp götürür.Hele sayıları oldukça azalan turnaların sesleri yok mu , bir harikadır. -------------------------------------------------------------------------------- Yörenin bitki örtüsü bakımından da özel bir yeri bulunmaktadır. İsimlerini hatırlayabildiğim ve burada sayacağım bitki türlerinin kendine has özellikleri ile başka hiçbir yerde görmek mümkün müdür? Belki benzerleri olabilir. Böğürtlen,hamurgan.karagat,meşe üzümü,horoz gözü,banda (ahlat),yabani elma,sarol,ayı gaggası (meyvesi) ve benzerleri.Bir yıllık bitkilerden;Çaşır,yemlik, orman çileği,acıgıcı (yabani tere) kımı,kekire,gosgos (toprağın içinde yetişen dışı siyah içi beyaz bir yumru).Kulağıma bunlarda ne gibi sesler geliyor.Ama demiştim, yöreye has bitkiler. Ormanlarda doğal olarak yetişen böğürtlenin tadını, kokusunu ve lezzetini hiçbir yerde bulmak mümkün değildir. Kilolarca yeseniz dokunmaz ve tadına doyamazsınız. .................................... İklimine gelince,ne tam olarak Doğu Anadolu,ne de Doğu Karadeniz iklimidir.İkisinin karışımı bir iklim hüküm sürer.Yazları serin ve genelde yağışlıdır,kışları soğuk ve kar yağışlıdır.Kışın yağan karın dondurucu ve insanı üşütücü bir etkisi olmaz.Kasım ayında toprağa düşen kar Mayıs ayına kadar kalma cesareti gösterir.Kışın çamların dallarına yağan kar çok farklı bir tablo oluşturur.Yeşille beyazın buluştuğu çaml dallarını aşağılara kadar sarkıtan kar örtüsünün manzarasını bir düşünün.Ağaçlardaki kar esen bir rüzgarla hemen silkelenmez,günler ve belki de haftalarca durur.Eviniz ormana bakıyor ve ocakta kütükler yanıyorsa ,çayınızı yudumlayıp pencereden bu manzaranın,tadını çıkarabilirsiniz.Belinize kadar kara saplanarak yürümeye ne dersiniz.İlkbahar yaklaştığında gündüzleri erimeye yüz tutan kar gece olunca donar ,ertesi gün üzeri sertleşerek bir tabaka oluşturur.Buna “kırç” denir.Hele “kırçta” yürümek bir başkadır.Kendinize güveniniz varsa kırcın üzerinde ayakkabılarınızla kayak yapabilirsiniz.Kışın güzelliği sayılamayacak kadar çoktur.Nisanın sonlarına doğru bahar kendini gösterir.Bir taraftan karlar erimeye başlar,diğer taraftan kendine bir yer açıldığını gören çimenler fışkırmaya başlar.Bu çimenlerin ömrü ,diğer bölgelerdeki çimenlere göre uzundur.Diğer bölgelerde yaz sıcakları ile çimenler solmaya başlar.Hal bu ki burada sonbahara kadar sürer.Sonbaharda hafif bir kuraklık olsa bile mevsim yağmurları çimenlerin ömrünü tazeler.Ta ki kasım ayına kadar.............................................................. Yörede karlar birden erimez.Dağların kuzey ve kuytu yamaçları yavaş yavaş erir ve sular ormanın içinde buzluk denilen doğal depolarda birikir.Bu bir doğa harikasıdır.Doğal buzluklar uçurumlardan kopan kaya, taş ve çakılların çukurluklarda ,derlerde birikmesi,üzerlerinin toprak ve ormanlarla kaplanmasıyla toprağın altında oluşan depolar depolardır.Üzerinde bulunan ormandaki karlar eriyince, altındaki kaya,taş ve çakıllarla dolu çukurda birikerek doğal buz dolabı görevini yapmaktadır. Yaz boyunca buzluktaki sular ağır ağır akar ve doğadaki bütün canlılara hayat verir.Buzluklarda biriken kar sularından fışkıran gözelerde ellerinizi bir dakika bile bekletemezsiniz.Sanki eliniz kesiliyormuş gibi olur.Haziranın sonlarına doğru yüksek kesimler cennete dönmüş,artık yayla mevsimi gelmiştir.Yaylalarda ,ormanlarda olduğu gibi çiçek türleri kendisine has toprak bölümlerini seçerek ,bahçelerini oluşturmuş,mekan tutmuşlardır.Genellikle yükseklerde, ormanlar seyreldiğinden, yerini adeta öbek öbek çiçek tarlalarına ve çayırlıklara bırakmıştır.Her yerde aynı çiçekleri göremezsiniz. Gözünüzün alabildiğince, çeşitli ve rengarenk doğal çiçek tarlaları sizi adeta büyüler.Kuş sesleri, koyun kuzu sesleri,arı sesleri ,çocuk sesleri ,hepsi birbirine karışarak bir armoni oluşturur.Arılar , içi boşalan ağaçların kovuklarına yuvalanarak, üreyip çoğalmalarını sağlamıştır.Ne yazık ki bazı kendini bilmez kişilerce, bedava arı sahibi olmak için, doğal kovan olan çamlar kesilmekte,arılı çam tomrukları arılıklara konulmaktadır:Bilinçlenen halkımız artık bu davranışlara izin vermemektedir................................... Siz hiç Ağustos ayında ikindiye doğru Kantarın Sırtından çevreyi seyrettiniz mi? Neler hissetiniz? Gülveren Yaylasında,yayla evlerinin hemen yukarısında iki ufak tepenin arasında bulunan bir sırt.Buranın doğusuna doğru bir dere ve batısına doğruda geniş tabanlı bir vadi uzanır.Bu vadinin düzlüğünde yayla kurulmuştur.Her iki vadinin suları değişik yönlere akmasına rağmen Çağsor köyünde birleşir ve Penek çayına karışır.Burası iki vadinin sırt noktası olduğundan yöre halkı tarafından Kantarın Sırtı olarak adlandırılmıştır.Kantarın Sırtına çıkın,önünüzü güneye dönerek bir çam ağacına sırtınızı verin ve çevreyi seyredin.Görülen manzaraların anlatılmasına kelimeler bile yetmez.Solunuza doğuya bakın ,ormanla dolu vadi aşağılara doğru uzanmakta ,karşıda uzaklarda Allahuekber Dağlarının karlı zirvesi gözükmektedir.Allahuekber Dağlarındaki vadiler ve diğer vadiler aşağılarda birleşerek bir çanak oluşturur.Bu çanağın içi orman okyanusunu andırır.Yeşilin her tonunu görebilirisiniz.Karşıda, uzaklarda buğulu orman ,biraz ilerisinde buğunun değişik tonlarını görürsünüz.Bu bir sis değildir.Nem de değildir.Temiz ve bol oksijenli havanın oluşturduğu bir oluşumdur.Baktıkça dalar gidersiniz!.Bir şair olsanız, dizelerinize bunları nasılda dökerdiniz.Batıya bakarsanız Güneşin altında ,Uzun Güney ile Tecirek Yaylası arasında bulunan Gedikten ta uzakları, Artvin’in sivri tepeleri zorda olsa görülmektedir.Manzara muhteşemdir.Hele yazın akşamleyin Kantarın sırtından ayın doğuşu bir başkadır.Bütün bunlar bazılarına anlam ifade etmeyebilir.Ama bir Doğa ve orman tutkunu iseniz size çok şeyler anlatır. (Selahattin ALTAŞ)

Evbakan (Soğmun) Köyünden Mehmet VURAL'IN yazısından bir bölüm: ...Soğmun’un yarım çanak şeklindeki, adı gibi küçük ve şirin yaylasında onlarca küçük göl ve göze bulunurdu. Ormanların dıştan öbek öbek kuşattığı bu cennet yaylanın güneydoğu tarafında bulunan Uzun Güney sırtlarına çıkarsanız eğer, sizi dünyanın en güzel manzaraları karşılar. Erdavud’a (Er Davut) doğru uzanan sarı çam ormanlarını görünce, ışık ve gölgenin yeryüzündeki en güzel dansıyla karşılaştığınızı anlar ve zümrüt’ün, koyu yeşilden turkuaz’a akan dalgalı tonları ile büyülenirsiniz. Şairin, “geçmiş zaman olur ki, hayali cihan değer” dediği gibi, bugün hala yatağıma her uzandığımda İznos Vadisi’nin Uzun Güney sırtlarından verdiği o müthiş peyzajı düşünür ve rahat bir uyku çekerim.Saygısızlık saymayınız lütfen.. Eski isimleri, lakapları, hitapları nedense oldum olası sevmişimdir. Evbakan yerine Soğmun, Gülveren yerine İznos derim mesela, bana daha sıcak, daha samimi ve bize aitmiş gibi gelir...
....Kosor’dan tek parça halinde çıkan kanyon birkaç büyük yarık halinde dağlara ulaşır. Bu yarıkların merkez ayağı Karınca’da son bulurken, daha kuzeyde olanınınbittiği yerde Eznos Vadisi, vadinin başladığı yerde ise Eznos Köyü bulunur. Erdavud’un eteklerinde mücevher bir gerdanlık gibi duran Eznos, ahşap ve dik çatılı evleriyle, uzaklardan bana Kaf Dağı’nın ötesi gibi görünürdü.

Sinan, mekân algısını tümüyle değiştiren merkezi kubbeyi yaratmadan önce mutlaka, ama mutlaka Eznos Vadisi’ndeki ormanları görmüş olmalı diye düşünürüm. Antik Grek mimarları Boğazdere’yi bilmeselerdi, o zarif sütunları yapabilirler miydi dersiniz? Evet bilirim, ormanlar her yerde güzeldir, lakin uzaktan bakınca.. Yakınına gidip de içlerine girmeye kalkışırsanız, sizi karşılayan yamru-yumru ağaçlar ve çalı-çırpı buna müsaade etmez, ya da çoraklaşmış bir zeminde daralırsınız. Oysa bahse konu ormanlar öyle mi ya, bütün kapılarını teklifsizce açıp, bir aziz misafir gibi karşılar sizi. Zeminleri halı gibi yumuşacık ve yemyeşildir. Her yanınızı, upuzun boylarıyla sonsuza yürümüş hissi uyandıran budaksız ve reçine kokulu sarı çamlar kuşatır, lakın mekan sınırlanmaz, bilakis bir genişlik ve özgürlük duygusu kaplar içinizi.. Şapkanızı düşürmeden gökyüzüne bakmayı başarabilirseniz eğer, sizi bulutların selamladığını görürsünüz. Işık ve gölgenin kuşlarla oynaştığını hisseder, kuş cıvıltılarını cennet seslerine dönüştüren akustiği keşfedersiniz. Çalı türü ağaçlar, genelde vadi içlerinde ve guruplar halinde, ormanla uyumlu ve çevresiyle mütenasip bir düzen içinde bulunur. Gelin düğmesi, meşe gagası, çilek ve böğürtlen başta olmak üzere onlarca meyve, ormanın size ananızın ak sütü gibi helal olan ikramıdır; doğrusu şu ki, bütün hayatım boyunca o meyvelerden daha lezzetlisini yemedim....

kaynak:www.gulveren.web.tr
Not: bütün hemsehrilerde kendi güzelliklerini bir makale seklinde iletirlerse aynen yayınlarız.amacımız ben değil ve bizdir.Ve memleketin tanıtımı için karınca kararınca çalışmaktır.
SAYGILARIMLA
TURAN AKTÜRK

necmettin aktürk | izlesene.com




























Untitled web-page
Gencay ÖZER diyor ki :...........................
Gülvereni çok iyi anlatmışsınız.Aslında Şenkayanını hemen hemen her yöresi çok,çok güzel, ben got(Atyolu köyünde)öğretmenlik yaptım o yöreyi çok iyi bilirim ama bukadar güzel anlatımınıza teşekkür ederim.05352096211
...........................
2010-05-15 14:15:45
Tüm Yorumlar - Yorum Ekle
 
 


ŞENKAYA HABER
Şenkaya'lıların haber sitesi
www.senkaya-haber.com
haber@senkaya-haber.com